|
 
Cevşen Nedir?
Cevşen, Farsça kökenli bir kelime
olup, "bir tür zırh, savaş elbisesi" manasına gelmektedir. Terim manası
Şii kaynaklarında Ehl-i Beyt tarikiyle Hz. Peygambere isnat edilip,
Cevşen-i Kebir ve Cevşen-i Sagir olarak bilinen, metinleri birbirinden
farklı iki duâyı ifade eder. Ancak Cevşen-i Kebir daha meşhurdur ve
"Cevşen" denilince ilk akla gelen...
Kâinat külliyetinde bir duâ: Cevşen
Sonsuz cemal ve kemalin zaman ve mekânın yokluğunda
gizli güzelliğin; sonsuz gözükme meyli, ilâhî "kün" âvâzını netice verdi.
Öyle bir sadâ koptu ki, milyarlarca yıl sonrasına yansımaları "Büyük
Patlama" diye adlandırıldı. Kabına sığmayan sonsuz güzelliğin vahdette
"kün" ile ifadesi, kesrette "kâinat" oldu.
Batı CEVŞEN’i keşfetti
Ülkemizde insanların artık daha sık okuduğu, boynuna taktığı,
arabalarına, işyerlerine astığı Cevşen, Vatikan’da bir araştırmaya konu
edilirken, Amerika’da bir rahibenin hazırladığı doktora çalışmasında da
ele alınıyor. Dahası, Vatikan’ın İstanbul’daki temsilcisi Marovitch gibi
Hıristiyan ruhaniler tarafından duâ olarak okunuyor. Marovitch, Cevşen’in
daha fazla insana ulaşabilmesi için farklı dillere tercüme edilmesini de
istiyor.
Cevşen´e nasıl muhatap
olmalı?

RESUL-İ EKREM’İN (A.S.M.) küçük torunu Hz. Hüseyin’in (r.a.)
oğlu, Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’nın (r.a.) torunu olan; hayatını Rabbine
hakkıyla kul olma esası üzere kurmasına mukabil ümmet tarafından
‘es-Seccâd,’ yani çok secde eden lakâbıyla anılan, ‘âbidlerin süsü’ İmam
Zeynelâbidîn’in rivayetine göre, Cevşenü’l-Kebîr, Hz. Peygamber’e bir
gazve esnasında Cebrail’in getirdiği kudsî bir münacattır. Cebrail,
Peygamber’e Cevşen’i sunduğunda, "Zırhı çıkar, bunu al" demiştir.
Benzersiz Bir İnanç Rehberi

Kulluk, bütün
mahlûkatın asıl yaratılış nedenidir. Bununla birlikte, âyet-i kerime, bu
konuda cin ve insanlardan özel bir surette bahsetmek suretiyle, onların
başka birşey için değil, ancak Allah’a kulluk etmek amacıyla
yaratıldıklarını vurgulamıştır. Gerçekten de, insanın kulluğu, onun
yaratılışı ve yetenekleri dikkate alındığında, çok kapsamlı bir kulluk
olarak ortaya çıkmakta ve böyle bir vurguya liyakatini açıkça
göstermektedir.
Cevşen Üzerine...

Arapça bir kelime olan Cevşen, sözlükte "bir tür zırh, savaş; elbisesi"
anlamına gelmektedir.Terim olarak Şiî kaynaklarında Ehl-i Beyt tarîkıyle
Hz. Peygamber’e isnad edilip Cevşen-i Kebîr ve Cevşen-i Sagîr diye
bilinen, metinleri birbirinden farklı uzun bir duânın adıdır.
Cevşen ile ilgili bazı
iddialara Cevaplar

İddialardan bazıları:
"Cevşen’in Sünnî kaynaklarda bulunmaması, Şiîler’ce muteber kabul edilen
Kütüb-ü Erbaa’da bulunması, bunun uydurma olduğunu gösterir." -
"Cevşen’i okuyan dört semavî kitabı okumuş gibi olur", "Bunu okuyan asla
Cehennem’e girmez" veya "Üzerinde Cevşen yazılı kefenle gömülen kişi
kabir azabı görmez.
Cevşen ile ilgili bazı
iddialara Cevaplar-2

Türkiye Gazetesi 23/7/1996 tarihindeki sayısında “Bir bilene
soralım” köşesinde Ali Güler ismindeki sahıs, çok fahiş bir hata
işlemiştir ki, Cevşen-ül Kebir adındaki Kur’anın zübde ve hülâsası,
kâinat ve insanın yaradılış gayelerinin neticesi olan Tevhid-i Hâlık
vazifesini en ekmel bir tarzda ifade eden ve binbir esma ve sıfat-ı
İlâhiyenın nuranî ve kudsî dizisi olan Münacat-i Peygamberiye (A.S.M.)
çok basit bir anlayışla ve âmiyane bir görüşle ve son derece sakat bir
takım bahanelerle ilişmek istemiştir.
Bediüzzaman Said Nursî’nin Cevşen ile ilgili Görüşleri

Bediüzzaman,
el-Cevşenü’l-Kebîr’in öncelikle Hz. Peygamber (s.a.s.)’in duâsı olduğunu
ve onu okuduğundan kısaca şöyle bahseder: "Öyle de, çok esmâya mazhar ve
çok vazifelerle mükellef ve çok düşmanlara müptelâ olan insan,
münâcâtında, istiâzesinde çok isimleri zikreder. Nasıl ki, nev-i insanın
medâr-ı fahri ve elhak en hakikî insan-ı kâmil olan Muhammed-i Arabî
Aleyhissalâtü Vesselâm, el-Cevşenü’I-Kebîr namındaki münâcâtında bin bir
ismiyle duâ ediyor, ateşten istiâze ediyor".
M.
Fethullah Gülen’nin Cevşen Hakkındaki Görüşü

Cevşen ile ilgili pek çok düşünce ve görüş ortaya atılmıştır.
Daha çok Şiî kaynaklardan gelmiş olması, Ehl-i Sünnet’in Cevşen’e karşı
soğuk davranmasına sebep olmuştur. Ancak bizim Cevşen ile ilgili
mülâhazamız biraz husûsiyet arz etmektedir. Onun için de başkalarına ait
görüşlerin naklinden daha çok, biz burada kendi mülâhazamızı aktarmak
istiyoruz:
 
 
Bir ibadet olarak Cevşen
Ubûdiyet, emr-i İlâhîye ve rıza-yı İlâhîye bakar.
Ubudiyetin dâîsi emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı Haktır. Semerâtı ve
fevâidi uhreviyedir. Fakat ille-i gaiye olmamak, hem kasten
istenilmemek şartıyla, dünyaya ait faydalar ve kendi kendine
terettüp eden ve istenilmeyerek verilen semereler, ubudiyete münâfi
olmaz. Belki zayıflar için...
Cevşenin büyük sevabının sırrı
Bir biçare vesveseli ve hassas ve dinsizlerle görüşen
bir adam, meşhur duâ-i Nebevî olan Cevşenü’l-Kebir hakkında ve akıl
haricindeki sevap ve fazîletine dair bir hadîsi görmüş, şüpheye
düşmüş. Demiş:
Cevşen’deki yüksek marifet
derecesi
İsm-i Âzam herkes için bir olmaz; belki ayrı ayrı
oluyor. Meselâ, İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın hakkında Ferd, Hayy,
Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs, altı isimdir. Ve İmam-ı Âzamın İsm-i
Âzamı Hakem, Adl, iki isimdir. Ve Gavs-ı Âzamın...
Duâda Cevşen’in misli yoktur
Cevşenü’l-Kebir ile, öyle bir marifet-i Rabbaniye ile, öyle bir
derecede Rabbini tavsif ediyor ki, o zamandan beri gelen ehl-i
marifet ve ehl-i velâyet, telâhuk-u efkâr ile beraber, ne o
mertebe-i marifete ve ne de o derece-i tavsife yetişememeleri
gösteriyor ki, duâda dahi onun misli yoktur. Hem...
Cevşen, Kur’ân’ın hakîkî bir
münâcâtıdır
Hem meselâ, Kur’ân’ın hakiki ve tam bir nevî münâcâtı
ve Kur’ân’dan çıkan bir çeşit hülâsası olan Cevşenü’l-Kebir
namındaki münâcât-ı Peygamberîde (asm) yüz defa...
Cevşen tabiatperestliği parça
parça ediyor
Hizb-i Nûrîde, hem “Tefekkürü sâatin” (“Bir saat tefekkür...”
el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:310) sırrı, hem küllî bir ubudiyet
bulunduğundan; şimdi bu vakitte, kuvvetli bir emareyi müşahede
ettim. Bugün Risâle-i Nur’un...
Cevşenin neşri ehl-i imana
büyük bir hizmettir
Nazif büyük bir hayır yapmak için Nurcuların ehemmiyetli bir
virdi olan Cevşenü’l-Kebîr’i makine ile teksir etmiş. Bunun sevabına
dair, hâşiyesindeki pek harika ve... |